Antibiyotikler

  • 1 Kişi Yazmış Siz de Sağlık Sorunlarınızı Yazın
  • Antibiyotikler, mantar tipi bazı organizmalardan elde edilmiş olup, bakteriler gibi bir takım organizmaların üremesini önleyen maddelere verilen genel isimdir. Tıpta alanında sadece olası yan etkileri az olan antibiyotikler kullanılmaktadır. Sık sık gerekli olmadığı halde kullanılan antibiyotikler, zararlı mikroorganizmaların bu maddeye karşı direnç göstermelerine sebep olur. Bu sebeple, enfeksiyona sebep olan bakteri çeşitlerinin çoğu, ilk antibiyotik olarak bilinen ve bazı insanlarda alerjiye sebep olan penisiline karşı direnç gösterirler.

    En çok kullanılan antibiyotik çeşitleri sefalosporinler, streptomisin, tetrasiklin ve penisilinlerdir. Kendine has etkilerini ve etki güçlerini çoğaltmak için bu doğal maddelerin yapılarında farklılıklar yapılması ve laboratuarlarda farklı antibiyotikler hazırlanması tıp alanında büyük bir çığır açmıştır ve tehlikeli enfeksiyonları yok ederek, verem gibi son derece tehlikeli bir hastalığı önemsiz bir hastalığa dönüştürmüştür. Yakın bir zamana kadar her türlü antibiyotiğin etki yönünden birbirlerini destekledikleri düşünülmekteydi. Fakat yapılan araştırmalar göstermiştir ki birtakım antibiyotikler beraber kullanıldığında birbirlerinin etkisini bozmaktadır, bazı durumlar ise ortadan kaldırmaktadır. Bu verilere dayanılarak antibiyotikler iki gruba ayrılmaktadır.

    Antibiyotik Çeşitleri Nelerdir

    1. Grup antibiyotikler, “Penisilin” “Streptomisin” “Neomisin”‘Polimiksin” “Baktrasin” isimli antibiyotiklerce oluşturulmuştur. Bu tür antibiyotikler, bakteri öldürücü güçleri yönünden birbirlerinin güçlerini arttırırlar.

    2. Grup antibiyotikler de “Kloramfenikol” “Tetra-siklinler” “Novobiosin”, “Eritromisin” ve ek olarak da “Sülfonamidler” antibiyotiklerce oluşmuştur. 2. Grup’taki antibiyotikler ve sülfonamidler bakterilerin artmasını durdurucu etki yönünden akımından birbirlerini desteklerler fakat bakterileri öldürücü etkileri yani “Bakterisid” etkileri destekledikleri fikri her zaman geçerli değildir. Bu gruptaki birtakım antibiyotikler, 1. Gruptaki bazı antibiyotiklerle birlikte kullanıldıkları zaman diğer antibiyotiğin bakteri öldürücü etkisini yok ederler.

    Poıipeptid Antibiyotikler

    “Basitrasin”, “Polimiksin B”, “Kolistin” ve “Polipeptid” grubu antibiyotikler adı altında incelenirler. Zira bunların ortak bazı özellikleri mevcuttur. Bu tür antibiyotikler yüksek miktarda kullanıldıkları için böbrekler üzerinde hasar verici bir etki gösterirler. Her biri çoğunlukla özel amaçlar için kullanılmaktadır. “Basitrasin” adlı antibiyotik genelde deri ve mukoza yüzeyi infeksiyonlarmda yüzeysel olarak kullanılır. Penisilini andıran antibakteriyel etki spektrumu mevcuttur. Kas içine verildiğinde böbrekleri ve özellikle böbrek tüplerini hasara uğratır. Basitrasin, bağırsaklarda emilmediği için ağız yoluyla verilemez.

    Antibiyotikler

    “Polimiksin B” kas içine verildiğinde böbreklere zarar verecek etki gösterir. Bu etki, kullanılan dozlara göre değişir. Antibiyotik genelde deri ve mukoza yüzeylerini tutan infeksiyonları önlemek için merhemler şeklinde yüzeysel olarak kullanılır. Polimiksin B ağız yoluyla alınması halinde önemli bir etki yapmaz, zira bağırsaklardan çok az emilmektedir. Polimiksin B’nin bakterileri yok edici, öldürücü, yani “Bakterisid” etkisi mevcuttur.

    “Kolistin” (Polimiksin E), hemen hemen bütün özellikleriyle Polimiksin B’ye benzemektedir. “Kolistin sülfat” ağızdan alınarak sindirim kanalı infeksiyonlarının tedavisi için, kulaktan da kulak infeksiyonları tedavisi için kullanılır. Bağırsaklar emilmemektedir. “Sodyum kolistimetat” biçimi, kas ve damar içine verilerek kullanılır.

    Aminogükozîd Yapısındaki Antibiyotikler

    “Aminoglikozid yapısı”ndaki antibiyotikler klinik kullanım açısından birbirlerinden farklılıklar göstermelerine karşın yapı, emilim, atılım, vücut içindeki dağılım, antibakteriyel etki ve toksik etkileri açısından dikkat çekici benzerlikler gösterirler. “Streptomisin”, “Kana-misin”, “Neomisin” ve “Gentamisin” ayrı ayrı incelendiğinde aminoglikozid yapısındaki antibiyotikler olarak kabul edilir.

    Bu tür antibiyotiklerin tamamı, sindirim kanalından ya çok az ya da hiç emilmezler, öyle ki ağızdan alınan bir dozajın tamamı dışkılama yolu ile atılabilir. Buradan, antibiyotiklerin bağırsaklarda daha uzun süre kaldıkları fikri elde edilebilir. Aminoglikozid yapısındaki antibiyotiklerin bu özellikleri sebebiyle bağırsakların bakterilerden temizlenmesi için sözü edilen antibiyotiklerden faydalanmaktadır. “Streptomisin” “Kanamisin” ve “Gentamisin” zerk edildiğinde vücuda çok rahat yayılırlar ve hemen hemen sadece idrar yoluyla bedenden atılırlar. “Neomisin”, verilemeyecek kadar zehirlidir.

    Aminoglikozid yapısındaki antibiyotiklerin dikkat edilmesi gereken son derece önemli iki yan etkisi vardır. Bunlardan biri 8. kafa siniri (Vestibülokoklearsinir-Statoakustik sinir) için diğeri de böbrekler için hasar verici etkiye sahip olmalarıdır. Aminoglikozidler kısa müddet ama yüksek dozajda ya da uzun müddet kullanıldıklarında veya hastanın böbrekleri iyi çalışmadığında duyma ve denge ile ilgili olan 8, kafa sinirini hasar vererek işitme kayıplarına ve denge bozukluklarına sebep olurlar. Söz konusu bu bozukluklar alerjik kökenli değil tamamıyla yüksek dozun etkisi ile alakalıdır. İşitme ve denge bozuklukları ilaç tedavisinin kesilmesinin ardından bir müddet sonra da gelişebilir. Yaşlı kişilerde ise işitme bozuklularının ilerlene tehlikesi daha yüksektir. Aminoglikozidleri kullanması gereken hastaların tedavi aşamasında haftada iki defa işitme fonksiyonları açısından kontrol edilmesi gerekir. Bu esnada herhangi bir işitme ve denge bozukluğu ortaya çıkarsa hemen ilaç kesilmelidir. 8. kafa sinirine hasar verici etkisi nedeniyle aminoglikozidler öteki antibiyotiklerin etki etmediği olgularda kullanılmalıdır. Ayrıca işitme bozuklukları çoğu vakada düzelmez.

    Bazı durumlarda tam anlamıyla sağırlığa sebep olur. Ortaya çıkan denge bozuklukları zamanla genelde düzelir. 8. kafa sinirinin hasar gördüğünün ilk belirtileri “kulak çınlaması”, “baş dönmesi”, “hastanın dengesini koruyamaması” şeklinde ortaya çıkar. Aminoglikozidlerin böbreklere hasar verici etkileri de kullanılan doza bağlı olarak değişir. Hastada “Albuminüri”, “Kristalüri” ortaya çıkması böbreklerin hasar gördüğünün kanıtıdır. Bu tip vakalarda da ilacın kesilmesi gerekir. Bu durumlarda böbrek bozuklukları geçicidir. Aminoglikozidler, bakterinin protein sentezini bozarlar ve akabinde bakteri öldürücü yani “Bakterisidi” etki gösterirler.

    Gentamisin Nedir

    Gentamisin, aminoglikozid yapısında olan ve bakteri yok edici özelliği bulunan bir tür antibiyotiktir. Çoğu antibiyotiğe karşı direnç gösteren bakteriler, gentamisine karşı duyarlılıklarını korumaktadırlar. Bu sebeple gentamisin önemi ve faydalı özelliği ön plana çıkar.
    Birçok antibiyotiğin, fayda etmediği solunum yolu hastalıklarında, idrar yolu hastalıklarında gentamisin son derece başarılı tedavi seçenekleri sunar.
    Gentamisin sindirim kanallarında emilmediği için kas içine zerk edilmesi gerekir. İlacın tamamı böbrekler vasıtasıyla idrarın içine atılır. Böbrek hastası olan kişilerde 8.kafa sinirine karşı hasar verici etkisi vardır.

    Gentamisin
    Viomisin son derece zehirli bir tür antibiyotiktir. Fakat tüberküloz basilinin öteki ilaçlara karşı direnç kazandığı vakalarda kullanılır. Bağırsaklarda az miktarda emilir. Kasların ve damarların içine zerk edilmek suretiyle kullanılabilinir. Dozaj aşımı halinde böbreklere hasat verebilir. Akabinde hastada “Proteinüri” (İdrarda protein çıkması), vücutta su birikmesi, ödem, kalbin çalışmasında problemler meydana gelebilir.

    Antibiyotikler” için bir yorum

    • 30 Eylül 2013 tarihinde, saat 23:08

      merhaba annem sabah aksam antıbıyotık alıyor bu gece saat 10 da almıs unutup 15 dk sonra tekrar bır hap almıs dokunurmu benı bılgılendırırsenınz cok sevınırım tskler

      Yanıtla

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.